Öne Çıkanlar ARDA TURA Nani Sporun Dibi mohamed elneny Reculen Koska

"Riekerink ve Güneş iyi iş çıkardı"
Duayen spor adamı Şansal Büyüka, Milliyet gazetesinden Bilal Meşe ile bir söyleşi gerçekleştirdi. Büyüka, Beşiktaş-Galatasaray derbisinde yaşananlardan, milli takımdaki Fatih Terim-Arda Turan krizine kadar gündem belirleyecek açıklamalarda bulundu.

İşte o söyleşi:

Son yılların en heyecanlı derbisine tanıklık ettik. Maçı konuşurken, tam beş yıl sonra kalkan “deplasman yasağı” sanki ikinci planda kaldı?

Sevgili Bilal, deplasman yasağının bu maç için kalkması ikinci planda kalmadı. Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ile Galatasaray Başkanı Dursun Özbek arasında zaten çok sıkı bir dostluk var. Başkanlar ortamı germeyince, ev sahibi ve deplasman seyircisi sakinliğini koruyunca fazla bir gürültü patırdı çıkmadı. Ben bu deplasman yasağının köklü anlamda kalkıp kalkmayacağını anlamak için 11. haftadaki Fenerbahçe-Galatasaray derbisini beklemeyi doğru buluyorum. Daha sert bir rekabet var. Hatta bazen arada gerginlikler oluyor. Maç haftasında yöneticiler ortamı germezse, deplasmana gelecek olan Galatasaray seyircisi sakinliğini koruyabilirse, Fenerbahçe seyircisi iyi bir ev sahipliği yapabilirse bu yasağın kalkacağına, kalktığına o zaman inanırım.

Bir yandan “çok iyi maç oldu” diyoruz, bir yandan iki takımın hocasını eleştiriyoruz. Burada bir çelişki yok mu?

Futbolda her şeyin tamamıyla kusursuz ya da her şeyin tamamen kötü, yanlış olduğunu düşünemeyiz. Futbolun içinde aynı anda iyi de var, kötü de... Örneğin Bruma’nın attığı ikinci Galatasaray golü... Bruma, o 50 metrelik sprintinde saatte 34 kilometreye kadar çıkan bir hız yaptı. O hızla topun kontrolünü kaybetmedi ve mükemmel bir son vuruş yaptı. Futbol adına olağanüstü, kusursuz bir gol... Ama aynı golde Beşiktaş savunması “kartondan kale” gibi yıkıldı. Bruma 50 metrelik mesafede göz kamaştıran bir hız ve beceri ile giderken, Beşiktaş savunma anlayışı sınıfta kaldı. Görüyoruz ki aynı pozisyonun içinde çok iyi de var, çok kötü de...

Peki hocalar neyi yaptı, neyi yapamadı?

Galatasaray’ın Vodafone Arena’da, daha Beşiktaş’ın tek puan kaybetmediği statta, ilk yarıyı 2-0 önde kapatmasında hoca katkısını görmezden gelemeyiz. Galatasaray, derbilerin alışılmış kontrollü bir başlangıcını yapacağına, “hızlı hücum” anlayışı ile bu yarıda Beşiktaş kalesine adeta “baskın” yaptı. Baskın basanındır misali... İlk yarıyı hatırlayalım, skor üçe dörde gidebilirdi. Ama aynı Riekerink, herkesin kabul ettiği gibi, Beşiktaş’ın ikinci yarıda “kâbus” gibi üstüne çöktüğü dakikalarda değişiklik yapmakta ve defansif önlemleri almakta gecikti.

Ya Şenol Hoca?

Bak Bilal... Kazanmasına rağmen Beşiktaş savunması Alanyaspor ve Karabükspor maçlarında da ciddi sıkıntılar yaşadı. Takım maçı alınca bunlar görmezden gelindi. Beşiktaş savunma anlayışını henüz yerleştirebilmiş değil... Beşiktaş’ın bir maçta orta sahayı ilk defa rakibine teslim ettiğini gördüm. İlk yarıda mutlak bir Galatasaray egemenliği vardı.

O niye oynamadı!

İkinci yarıda ne değişti?

Beşiktaş’ta bu sezon çok karşılaşacağız. Kadro geniş olunca ve puan kayıpları yaşandıkça “o niye oynamadı, bu niye oynamadı” soruları gündemi meşgul edecek. Ancak ben de Beşiktaş Yönetimi gibi, Beşiktaş taraftarı gibi, medya gibi, herkes gibi Talisca ile başlamanın daha doğru olacağını düşündüm. Nitekim Talisca’lı ikinci yarı çarpıcı biçimde fark edildi. Ama “evdeki hesabın çarşıya uymaması” gibi, Şenol Hoca, özellikle Gökhan İnler’in, Oğuzhan’ın bu kadar etkisiz kalacağını, Atiba’nın eski maçlarını aratacağını nereden bilsin? Bardağın dolu tarafından bakarsak, Riekerink ilk yarıda 2-0 yaparken; Şenol Güneş, ikinci yarıda 2-0’ın altından kalkarken iyi iş çıkardılar.

“Futbolda her şeyin tamamen kusursuz ya da her şeyin tamamen kötü ve yanlış olduğunu düşünemeyiz. Derbide iyi de vardı, kötü de...”

Sen yoksan her şey eksik!

Fenerbahçe isterse sahada döktürsün, tribünlerde seyirci yoksa her şey eksik... Belli ki taraftarın bir kırgınlığı, kızgınlığı, hatta bazılarının öfkesi var. Çözümü Başkan bulacak.

Fenerbahçe, daha ilk yarıda gol rekoru ile bitirebileceği Gaziantepspor maçının sonunu zor getirdi. Niye böyle oluyor, bu kadar pozisyona girip, bu kadar kısır bir sonuçta nasıl kalabiliyor?

Bilal, her şeye rağmen Fenerbahçe’de gözle görülür bir düzelme var. Birincisi, hücuma artık hızlı ve dikine çıkıyorlar. İki kanatta Volkan Şen ve Lens, merkezde Emenike... Özellikle iki kanat adamı hızlılar ve iyi adam eksiltiyorlar. Ancak Volkan’ın son pozisyonlarda bu kadar kişisellikten kaçması gerekiyor. Lens, daha önce de yazdığım gibi “sıra dışı” bir oyuncu değil ama Fenerbahçe’nin eksiğini dolduracak çok yararlı bir futbolcu... Daha ikinci maçta bütün duran topların kendisine teslim edilmesi bile bu kadar kısa sürede nasıl bir güven duygusu yarattığını gösteriyor. Hayrettir, yeni Emenike sadece atmayı değil, attırmayı da düşünüyor ki, Fenerbahçe’nin en büyük kazançlarından biri budur. Final paslarında takımdaşlık duyguları biraz daha öne çıkarsa, son vuruş kalitesi biraz daha artabilirse, daha farklı sonuçların gelebileceğini düşünüyorum. Ancak şu var: Fenerbahçe kolay bir fikstür ile başladı. Şimdiye kadar sadece iki defa boğaz köprülerinden karşıya geçti. Bu hafta ilk defa İstanbul dışına çıkıyor. Kendini gerçek anlamda test etme açısından Osmanlıspor maçı son derece önemli...

İlk adımı atmalı

Fenerbahçe Ülker Stadı’ndaki mahşeri kalabalık, o coşkulu on binler örnek gösterilirdi. Oysa geçen yıldan başlayarak, tribünlerden çekilme devam ediyor. Niye?

Bir şarkının mısralarında var... “Sen yoksan her şey eksik” diye... Gerçekten öyle... Fenerbahçe isterse sahada döktürsün, tribünlerde seyirci yoksa her şey eksik... Belli ki taraftarın bir kırgınlığı, kızgınlığı, hatta bazılarının öfkesi var... Bazı tribünler için kombine bilet satılmadığı iddiaları hep konuşuluyor. Transferlerden ve kaçan şampiyonluklardan, Pereira’nın oynattığı futbolun seyirciyi tribünlerden kaçırdığı hep söyleniyor. Çevremizden bu ve benzeri şeyleri sıkça duyuyoruz. Unutulmasın, 3 Temmuz sürecinde Bağdat Caddesi’nde Başkan’ın arkasından 400 bin Fenerbahçeli yürüdü. Asfaltta basacak yer kalmadı. Bağdat Caddesi’nde Başkan’ın arkasından yürüyenler de aynı Fenerbahçeliler, bugün maça gelmeyenler de aynı Fenerbahçeliler... Burada sanki bir mesaj var. Çözümü Başkan bulacak. Bir kırgınlık, bir kızgınlık varsa ki öyle görülüyor, barış için ilk adımı Başkan atmalı...

Trabzonspor’a santrfor şart

Trabzonspor son nefeste kazandı... Gelecek haftalara bu sonuç olumlu yansır mı?

Trabzonspor berabere kalsa da görüşüm değişmezdi. Konya maçının ikinci yarısında gerçek bir Ersun Yanal takımı gibi mücadele etti. Anladığım kadarıyla yeni gelen yabancılar kısa sürede futbolun gerektirdiği sertliğe ve mücadeleye ulaşmazlarsa, kulübede oturmaya devam edecekler. Ancak Trabzonspor’un özellikle yüksek toplarda, ön ve arka direkte yapacağı vuruşlarla golle buluşacak bir santrfora mutlaka ihtiyacı var. Cardozo gibi kaliteli ama Cardozo gibi bitik değil... Onu da bu saatten sonra nasıl bulursun, hangi parayla bulursun, o da soru işareti...

Büyüklük mü, patronluk mu?

Bu hafta milli takım aday kadrosu açıklanacak ... Fatih Terim, Arda’yı çağıracak mı çağırmayacak mı? Bu konu geldi ülkenin gündemine oturdu.

Dört gün içinde önce Ukranya, sonra deplasmanda İzlanda ile oynayacağız. Bu iki hayati maç bile Fatih Terim-Arda Turan krizinin gerisinde kaldı. Korkarım ki Hoca, Arda‘yı kadroya alsa da almasa da bu tartışma devam edecek. Bugün itibariyle görüşümü söyleyeyim; Fatih Terim, Arda’yı kadroya çağırırsa “Büyüklüğünü”, çağırmazsa “Patronluğunu” göstermiş olur... Unutulmasın herkes görüşünü söyler, son kararı “Patron” verir...

Dikkat çekenler

Çaykur Rizespor: Ciddi bir kadro sıkıntısı olduğu görülüyor. Hikmet Karaman’ın hırsıyla, bilgisi ve tecrübesi ile daha nereye kadar gidebilirler.
Antalyaspor: Ligde bu kadar çok harcayıp, karşılığını bu kadar az alan ikinci bir takım görmedim.
Osmanlıspor: O kadar hızlılar ki, freni tutmuyor. 2-0 öne geçtikleri Başakşehir maçında biraz topa basabilseler, belki de maçı kazanırlardı.
Aytemiz Alanyaspor: Ligin yenisi ama iyi takım... Özellikle 77 numaralı formayı giyen orta kenar oyuncusu Guerrier’e dikkat...
Kayserispor: Hakan Kutlu’ya tebrikler... İyi takım kurmuşlar, bu sezon korkulu rüya göreceklerini düşünmüyorum.
Bursaspor: Kendi sahasındaki son iki maçı bir eksik oynamasına rağmen kazandı. Kolay iş değil, helal olsun...
Gençlerbirliği: Kadro geçen yıldan kalma aynı kadro... İyi bitirdiler, iyi başladılar... İbrahim Üzülmez’in katkısını görmezden gelmeyin.

Haftanın öne çıkanları

Haftanın takımı: Beşiktaş, Galatasaray
Haftanın futbolcusu: Armindo Bruma, Tolga Ciğerci (Galatasaray), Harun Tekin (Bursaspor), Jeremain Lens (Fenerbahçe), Tevfik Altındağ (Adanaspor), Donald Guerrier (Aytemiz Alanyaspor)
Haftanın teknik direktörü: Hamza Hamzaoğlu (Bursaspor), Hakan Kutlu (Kayserispor)
Haftanın hakemi: Fırat Aydınus (Fenerbahçe-Gaziantepspor)

Fanatik

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.